Yayınlar

Çocuğumla Giyim Üzerine Konuşuyorum Anne-Baba Rehberi

Yazar:İstanbul Aile Vakfı
Tür:rapor

Her şey çoğu zaman sıradan bir sabahla başlar. Çocuk dolabın önünde durur, bir kıyafete uzanır, belki bir başkasını geri iter. Giyinip kapıdan çıkmak, dışarıdan bakınca günün en önemsiz işidir. O kısacık anda çocuğun zihninde örtük ya da açık biçimde pek çok soru belirir: Hangisi rahat? Hangisini seviyorum? Ark- adaşlarım ne der? Bu rehberi o anı ciddiye aldığımız için yazdık. Çoğu zaman yalnızca zevk ve bütçe meselesi olarak ele alınan giyim, aslında çocuğun fiziksel ra- hatlığını, benlik algısını ve sosyal gelişimini etkileyen önemli bir unsurdur. Çünkü çocuk gününün tamamını kıyafetinin içinde geçirir; nasıl hareket edeceği, ne kadar rahat edeceği, aklının oyun- da mı yoksa üstünde başında mı olacağı ne giydiğine bağlıdır. Hep kıyafeti için övülen çocuk da zamanla değerinin görünüşünde olduğunu düşünmeye başlar. Bugün çocuğun giyimine vitrinler, algoritmalar, kısa videolar ve durmadan değişen akımlar da karışıyor. Çocuk daha farkına varmadan güzel olmanın, fark edilmenin ve kabul görmenin tek bir yolu olduğuna inanmaya başlıyor. Epstein adasından raflara, raflardan sokaklara taşınan istismarcı bakış çoğu zaman masum görünen bir kıyafetin, sevimli bir sloganın ya da “yaşından büyük duruyor” iltifatının içinde gelir. En büyük tehlike, çocuğun kendine başkalarının gözüyle bakmaya alışmasıdır. Ailenin bütün bunlar karşısında sakin ve açık konuşabilmesini istiyoruz. Burada ne olmadığını da söyleyelim. Marka ve renk tavsiyesi vermiyoruz. Yasak listesi de yok; çocuğu kor- kutarak ya da utandırarak terbiye etmeyi önermiyoruz. Kusursuz anne-baba olmanın tarifini de yazmadık, çünkü öyle bir tarif yok: Hiçbirimiz her zaman doğru cümleyi bulamaz ve her anda sabrını koruyamaz. Bunların yerine meseleye nereden bakacağınızı ve çocuğunuzla nasıl konuşacağınızı anlatıyoruz. Önce şunu bilmeniz gerekir: “Görünüş” sözcüğü bu rehberde iki ayrı anlamda geçiyor ve anlatacaklarımızın hepsi bu ikisini karıştırmamaya dayanıyor. İlki, çocuğun değerini görünüşüne bağlamasıdır; çocuk aynaya bakıp sevilmeye, beğenilmeye layık olup olmadığını tartar. Onu bundan korumak isteriz, çünkü insanın değeri görünüşüyle ölçülmez. İkincisi, kıyafetin bakana ne düşündürdüğüdür: Yetişkinliği ya da cinselliği çağrıştırıyor mu? Bu anlamda çocuğun nasıl göründüğü çok önemlidir. Kıyafetin uygun olup olmadığına aile karar verir; bu yük çocuğa bırakılmaz. İkisini ayırmak şunun için gerekli: Bir kıyafet çocuğa rahat gelebilir, hareketine engel olmayabilir, çocuk onu severek de giyebilir. Yine de yaşına uymayabilir; çocuğu olduğundan büyük, hatta cinsel bir gö- rüntü içinde sunabilir. Böyle durumda “Bunun içinde rahat mısın?” diye sormak yetmez. Anne-babanın kendine şunu sorması gerekir: “Bu kıyafet çocuğumu yaşında mı gösteriyor, yoksa ona yaşının kaldı- ramayacağı bir görüntü mü veriyor?” Aile sınırı burada koyar; sevgiyle, ama açık açık. Çocuğun da zamanla şu iki şeyi birlikte bilmesini isteriz: Seni kıymetli yapan nasıl göründüğün değil; nasıl biri ol- duğun, neler yapabildiğin. Ama ne giydiğin de önemli; bazı kıyafetler henüz senin yaşına göre değil.